SINAV KAYGISI NEDİR VE NASIL ANLAŞILIR

Türkiye Psikiyatri Derneği, gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmanın kaygının oluşmasında en önemli süreçler olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tunç Alkın Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde düzenlediği basın toplantısında, “sınav kaygısının”, öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlandığını kaydetti.

Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önemin sınav kaygısının oluşumu üzerinde etkili olduğunu anlatan Alkın, şunları söyledi:

“Sınav kaygısının belirtileri, huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları, bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir. Sınav kaygısı öğrencinin başarısındaki belirgin düşüşle gözlenir. Ders çalışmayı erteleme, sınav ve hazırlığı hakkında konuşmayı reddetme vardır. Soru sorulmasından rahatsız olurlar. Dikkat dağınıklığı, odaklanamama, fiziksel yakınmalarda dikkat çeken bir artış, çok çalışılmasına karşın performans düşüklüğü kaygının varlığını gösterir. Sınav kaygısının etkileri ise öğrenilenleri aktaramama, okuduğunu anlamama, düşünceleri organize etmede zorluk, dikkatte azalma, sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma, zihinsel becerilerde zayıflama, enerji azlığı, fiziksel rahatsızlıklar sınav kaygısının başlıca etkileridir.”

Öğrenci Kendi Davranışını Denetleyemez Hale Gelir

Sınav kaygısının, gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcı olduğuna da değinen Prof. Dr. Alkın, “Bu, öğrenciyi farkında olmadan kendi davranışını denetleyemez hale getirir. Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak, kaygının oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir” dedi.

Alkın, sınav kaygısının oluşmasında etkisi olan olumsuz otomatik düşüncelerin ise “sınava hazır değilim, bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki, sınavlar niye yapılıyor, ne gerek var, bu bilgiler gelecekte benim işime yaramaz, sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok ki, bu konuları anlayamıyorum, aptal olmalıyım” gibi görüldüğünü anlattı.

Öğrencilere sınav öncesinde çalışma alışkanlıklarıyla sınava ilişkin tutumlarını gözden geçirerek yeni bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışmalarını ve zamanı iyi kullanmalarını öneren Alkın, şöyle devam etti:

“Beslenme ve uykuya dikkat edilmelidir. Sınava yönelik çalışmaları son güne ya da geceye bırakmamak önemlidir. Uygun yöntemlerle kaygının azaltılmasını sağlamak gerekir. Sınav sırasında ise olumsuz otomatik düşüncelere karşı alternatif açıklamalar getirme, kontrolün kendisinde olduğunu hatırlatma, yanıtlayabileceği sorulardan başlama, kaygıyı azaltmaya yönelik teknikler kullanma sınav esnasında yapılabilecek bazı çalışmalardır.

Sınav sonrasında da kendini ödüllendirme, keyif veren etkinlikler, eksikler üzerine düşünme ve geleceğe yönelik yani planlama yapılabilecek aktivitelerdir. Aile için sınavın ne anlam ifade ettiği, sınava yönelik tutum ve yaklaşımları önemlidir. Sıklıkla aileler kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaktadırlar. Bunda çocuktan yüksek beklentilerinin olması, ayrıntılarla aşırı uğraş sergilemeleri ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri oldukça önemlidir.”

ntv.com

eğitim danışmanı

site yöneticisi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın